Medeni miyiz?
Bu ülkede kadınlara ‘mal’ muamelesi yapıldığını söylesem abartmış olmam herhalde.
Bunu anlamak için çok şey bilmek gerekmiyor, çevreye ve kanunlara şöyle bir bakan herkes bu gerçeği görebilir.
Kız çocuğu…
Dünyaya gelişi bile hoş karşılanmayabilir..Erkek olmak yerine kız olarak doğmanın ilk cezası da budur.
-Kaderin cilvesine bak sen, yine mi kız…
-Kader kısmet işleri bunlar kardeşim ne yapacaksın, atsan atılmaz satsan satılmaz…
Adı büyük ihtimalle ‘Kader’ koyulur.
Doğuşundan itibaren toplum tarafından kuşatılmış çocuk, reddedilemez kurallarla büyür.
-Kızlar çok gülmez.
-Kızlar çok yemez..
-Kızlar sakız çiğnemez..
-Kızlar top oynamaz..
-Kızlar erkeklerle de oynamaz..
-Kızlar çok konuşmaz, hatta hiç konuşmaz..
-Kızlar zıplamaz, kızlar koşmaz, kızlar sessizce oturur….vs
Alıntı: Anneannem
Bu kurallarla sosyal alana çook uzak olan kız çocuğu, kendi yarattığı ufak dünyasında yaşamı eğlenceli hale getirmeye çalışır: Çalı çırpıdan ev, çamurdan misket, sopadan inek yapılır ve usturuplu bir biçimde oynanır.
Yıllar geçer kız çocuğu büyür, okusa da okumasa da mutlaka evlenir, evlenmelidir!
Okumuş veya cahil, aydın veya gerici olsun aile, toplum tarafından kabul edilen kurallara göre evlilik olayını organize eder. Genelde kızların istediği her şey olmaz.. Kız okuyup iyi bir meslek sahibi bile olsa, isteklerini yapmakta asla özgür değildir. Bu ülkede evlilik gibi olaylarda toplum kuralları dışına çıkılmaz.
O güne kadar babasının soyadını taşıyıp babasının kütüğünde olan kız, evlilik işlemleri sırasında aslında bu ülkede bir birey olarak kabul edilmediğini anlar.
Bu zamana kadar soyadı X olan kızın, evlenince soyadı Y olur. Hadi bunu bir derece aştığını düşünelim. Kendi kızlık soyadının(bu söylenişe sinir olmamak mümkün değil) yanında eşinin soyadını aldığını düşünelim, yani soyadı X Y olur.
Ülkemizde evlenen bayanların sadece kendi soyadını taşıması mümkün değildir.
Olay bununla da bitmez. Bugüne kadar babasının kütüğünde olan kızın, artık nüfus cüzdanında belki de hiç gitmediği bir yer adı, kütüğe kayıtlı olduğu yer olarak yazar!
Medeni kanun ve toplumun uydurduğu kurallar kişiye adeta şöyle der:
-Umarım bir birey değil de bir mal olduğunu anlamışsındır. Sen bugüne kadar babanın üzerinde bir maldın, bundan sonra seni eşine veriyoruz. Bir eşya gibi yer değiştirdin.
Birey olarak bir değerin yok. Yalnızca yanında bir erkek varsa değerlisin, bir şeysin! Haaa bu arada bundan sonra eşinin ailesi senin ailendir. Bunca sene hiç tanımadığın eşinin anne ve babasına sen de, anne ve baba diye hitap edeceksin, başka bir hitap tarzı kabul edilemez! Senin ailen ikinci planda kalıyor.
Bu satırları yazarken kadınların bu ülkede gördükleri muameleyi kabullenemiyorum yine. İnanmak istemiyorum ama gerçek bu.
İnsan ne kadar “ben istemediğim bir şeyi yapmam kardeşim, ben nasıl istersem öyle olacak” dese de, çevre bunları insana eninde sonunda yaptırıyor.
Düşünsenize kadınlar, öldükten sonra gömülecekleri yeri bile tayin edemeyecek kadar kimliksiz bu ülkede.
-Anne ben ölünce memleketimin toprağında uyumak isterim.
-Aaa kızım eşin seni bize verir mi?
-Anne saçmalama ben senin kızınım , ne demek verir mi? Evlenince kız evlatlıktan nasıl çıkar anlamıyorum…
-Eşin izin verirse olur kızım.
-!!!!!!!!!!!
Ne ölüsü , ne dirisi bu ülkede kadının hiçbir kıymeti yok. Olacağı ümidimi de kaybetmek üzereyim…